Manisa Haberleri

Kategorilerimiz x-menu

Şehirlerimiz x-menu

Manisa İlçeleri x-menu

Dünya Şehirleri x-menu

Kurumsal x-menu

NUMAN KURTULMUŞ GAZİANTEP’TE

Haber 06.04.2013 15:07 Cumartesi
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Sivil toplumun son yıllarda gelişiyor olması, aslında dünyadaki fikirler bütününün de özgürleşmesi anlamına geliyor” dedi.
İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı ve Gaziantep Valiliği’nin koordinesinde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Şehitkamil Belediyesi ve Zirve Üniversitesi’nin desteği ile ‘Ortadoğu Sivil Toplum Diyaloğu’ toplantısı Gaziantep’te yapıldı. Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bölgenin ve geniş anlamda İslam coğrafyasının sivil toplumun gelişmesinde önemli altyapı hazırlamasını temenni ettiğini söyledi. Kurtulmuş, “Gerçekten çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Değişim bütün dünyada etkilerini gösteriyor. Sadece bizim coğrafyamızda değil, sadece Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika coğrafyasında değil, aslında küresel ölçekli büyük bir değişimle karşı karşıyayız” dedi.
Kurtulmuş, konuşmasına şöyle devam etti:
“Arap Baharı ile birlikte görüldüğü gibi öncelikli olarak insanlar, bu bölgelerin halkları kendi rejimlerini değiştirmeyi talep ediyorlar. Bu rejim değişikliği talebinin altındaki en önemli faktör ise insanların kendi fikirlerini, kendi özgür düşüncelerini sosyal ve siyasi hayatta gündeme taşıyamamanın vermiş olduğu bir toplumsal birikimden kaynaklanıyor."
Dünyada yaşanan krizlere dikkat çeken Kurtulmuş, “Bugün Avrupa’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik ve siyasal krizle ortaya çıkan, dünyanın birçok yerinde farklı toplumsal krizler olarak ortaya çıkan bir gelişme ile karşı karşıyayız. Dünyada konumları, değerleri, düşünceleri, paradigmaları ile hakim olan bir medeniyet, esas itibari ile demokrasinin temelleri üzerinden hareket ediyor olsa da onun içinde de yine ekonomik ve siyasi kararların belli güçlü çevreler tarafından manipüle edilmesi ile karşı karşıya kalıyoruz" diye konuştu.
Kurtulmuş, bu çerçevede sadece dar anlamda sadece İslam coğrafyasında değil, geniş ölçekte bütün dünyada karşılaşılmış olan bütün krizleri ortadan kaldırmak için, krizlere çözüm üretebilmek için ciddi bir şekilde yeni bir anlayışa, yeni bir paradigmaya, daha insani ve paylaşımcı olan, daha paylaşımcı olan daha çok yardımlaşmaya zemin hazırlayan yeni bir felsefeye ve bakış açısına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Kurtulmuş, "Bu çerçevede baktığımız zaman önümüzdeki dönem diyebiliriz ki, hem politik sistemler hem de siyasi sistemler bakımından, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler bakımından dünyanın her yerinde yeni bir dönemin arifesindeyiz. O yeni dönemin ortak noktası ise insanın merkezde olduğu, insanın odakta olduğu yeni bir ekonomik ve siyasal sistemin inşa edilmesi süreci. Bu bütün dünyada böyle olacaktır. İşaretler bunu gösteriyor. Bu istikamette de insanlar yeni arayışlar içerisine giriyor. İşte tam da bu noktada, bizim medeniyetimizin gerçekten önemli bir güce sahip olduğu, bu evrensel gelişmelere çok ciddi katkılar sunabileceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Sivil toplum kuruluşlarının günden güne geliştiğini kaydeden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sivil toplumun son yıllarda gelişiyor olması, aslında dünyadaki fikirler bütününün de özgürleşmesi anlamına geliyor. Liberalleşme, özgürleşme demek, sadece piyasaların özgürleşmesi değildir. Liberalleşme, özgürleşme aynı zamanda belki piyasaların özgürleşmesinden önce fikirlerin ve düşüncelerin özgürleşmesi demektir. İşte bu çerçevede sivil toplum örgütlerine büyük bir imkan, büyük bir güç düşüyor. Sivil toplum dünyanın her yerinde gelişme kaydediyor. Bizim ülkemizde de bu gelişmenin süreceğine inanıyorum. Sivil toplum kuruluşları özellikle 1980’den sonra dünyadaki küresel rekabetin artması ile birlikte devletlerin bazı temel fonksiyonları terk etmesi ile birlikte boşalan alanları dolduracak bir fonksiyonu yükleniyorlar. Eğitimde, sağlıkta, sosyal güvenlikte, toplumsal dayanışmada, toplumsal yardımlarda artık yüksek maliyetlerle devletlerin karşılayamadığı alanlarda boşalmayı büyük oranda sivil toplum kuruluşları dolduruyorlar.”
Ortadoğu Sivil Toplum Diyaloğu Tertip Komitesi ve Düzenleme Kurulu Proje Koordinatörü Balia Baykal da, “Bölgemizde ilki gerçekleştirilen Sivil Toplum Diyaloğu, ülkemizin sivil toplum alanındaki gelişmelerin en somut örneklerinden biridir. Sivil toplum hareketi, günümüzde sadece yerel ve ulusal değil, bölgesel ve ulusal bir nitelik kazanması, iyi toplum yönetimi tartışmalarının bir parçası olması, farklı siyasi ekonomik ve kültürel söylemlerin kullanıma girmesi ile daha da bir önem kazanmıştır. İlimiz içerisinde sivil toplum kuruluşları dünyadaki ve özellikle de Ortadoğu’daki gelişmeleri takip ederek Türkiye’nin ikili, bölgesel ve çok taraflı ilişkilerine yönelik kararda etkin rol üstlenerek, Ortadoğu Çalıştay ekibini oluşturmuştur” dedi.
Uluslararası Anadal Direktörü ve Uluslararası İlişkiler ve Ortadoğu Politikaları Uzmanı Kuzey Teksas Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Emile Saliyah ise, “2011 yılına geldiğimizde halk isyanları baş göstermeye başlamıştı. Ülkelere baktığımızda Mısır, Tunus, Yemen ve Libya’da neler olduğunu gördüğümüz bir döneme girdik. Birçok lider bu coğrafyada on yıllardır koltuklarında bulunmaktaydı ve koltuklarında rahat etmedikleri süre boyunca kendi halklarını siyasi katılım ya da sivil hak ve özgürlükleri gibi halklarını mahrum bırakmışlardı. Bu rejimlerin hüküm sürdüğü on yıllar boyu geçen tarihe baktığımızda aynı dönemde ekonominin de çok iyi olmadığını görüyoruz. Aynı zamanda uluslararası alanda da bir rekabetçilik söz konusu değildi. Ülkelerde yolsuzluklar görülmekteydi. Siyasi arenada gerçekleştirilen bu yolsuzluklar yargı alanında yargılanamamaktaydı. Bu rejimler, uzun zamanlar boyunca iktidarda kaldılar. Bu süreye baktığınızda aslında nüfusların yaklaşık yüzde 60'ı 30 yaşın altındaydı. Bu nüfus, eğitimli kişilerden oluşuyordu. Fakat eğitim almış bir nüfus olmasına rağmen iş olanakları yoktu. Kamu hizmetlerine erişimleri yoktu. Bu kişiler siyasi iktidarın değerlerini paylaşmıyorlardı. Tüm bu koşullar bizim 'Arap İsyanı' adını verdiğimiz 2011'de başlayan ve bugüne kadar uzanan ve davam eden olaylara meydan vermiştir” diye konuştu.