Manisa Haberleri

Kategorilerimiz x-menu

Şehirlerimiz x-menu

Manisa İlçeleri x-menu

Dünya Şehirleri x-menu

Kurumsal x-menu

AHMET DAVUTOĞLU: ’NÜKLEER SİLAHLARDAN BAHSEDİYORSAK, MEVCUDİYETİMİZİ TARTIŞMAK GEREK’

Haber 12.04.2013 17:56 Cuma
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutloğlu, “Nükleer silahlardan bahsediyorsak, böyle bir tehdit söz konusu ise ontoloji olarak mevcudiyetimizi tartışmak gerek‘’ dedi.
Beşiktaş’ta bulunan Conrad Otel’de düzenlenen “II. İstanbul Arabuluculuk Konferansı”na Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu , Finlandiya Dışişleri Bakanı Errki Tuomioja ve BM Genel Kurul Başkanı Vuk Jeremic’in yanı sıra çok sayıda bürokrat ve basın mensubu katıldı.
Çözüm için bir tarafın diğer tarafı tamamen yok etmesine gerek olmadığını ifade eden Finlandiya Dışişleri Bakanı Tuomioja, ‘’ İtilafların doğası da son on yılda değişti. Arabuluculuğun başarılı olabilmesi için uluslar arası toplumdan destek gelmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler güvenlik konseyi en büyük sorumluluğa sahip bu sorunun çözülmesi açısından. Çözüm için bir tarafın diğer tarafı tamamen yok etmesine gerek yok. Biz komşu ülkeler olarak desteğimizi daha da artırmalıyız. Suriye rejiminin kontrolündeki kimyasal silahların güven altında olması çok önemli ‘’ şeklinde konuştu.
“DEVLET ÇOK ÜSTÜN BİR YAPIDIR, KÖLESİ OLACAKSINIZ KAVRAMININ ZAMANI GEÇTİ”
“Devlet çok üstün bir yapıdır, kölesi olacaksınız “ kavramının zamanının geçtiğini vurgulayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Umarız bir gün arabuluculuğa gerek kalmaz. Pek çoğumuz küresel barış için çalışıyoruz. 2 sene evvel Birleşmiş Milletler genel kurulunda çevre ile ilgili konferansa gitmiştim. Benim için etik olarak önemli olan bir şeyi söyledim. Kimyasal silahların yayılması konusunda bazı durumlar vardır ki Dışişleri Bakanı olarak hareket etmemiz gerekmez, dünyanın İçleri Bakanı gibi hareket etmemiz gerekebilir. Nükleer silahlardan bahsediyorsak, böyle bir tehdit söz konusu ise ontoloji olarak mevcudiyetimizi tartışmak gerek. Mikro zeminde arabuluculuk daha önemli oldu. Arabuluculuk gittikçe daha fazla önem kazanıyor. Daha çok arabuluculuğa ihtiyacımız olmaya başladı. Tarihin akışı bize şunu öğretiyor. Bütün bu sorunların çözümü için birbirinizi iyi anlamanız gerekiyor. Üç farklı kademe bu görüşleri paylaşmak istiyorum. Bir tanesi ulusal kademe. İkinci olarak bölgesel kademe var. Bu ikisini birlikte ele alıyorum. Üçüncü de küresel düzey. Teknoloji açısından tarihi bir dönüşüm yaşıyoruz. Suriye’deki liderlik tarihin mantığını anlamadı. Bu işin temel başlangıcı meşruiyetti. Toplum, devletle vatandaş arasındaki ilişkileri değerlendirmeye başladı. Devlet çok üstün bir yapıdır, kölesi olacaksınız demenin zamanı geçti. Bugün geçerli olan tek argüman, devletle insan arasındaki psikolojik bağlantı. Esas ana konu onur‘’ ifadelerini kullandı.
Suriye’deki yönetimin soğuk savaş yapılarını devam ettirmek istediklerini ifade eden Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Devletle toplum arasındaki her sorunun çözümü konusunda arabuluculuk yapmaya çalıştık. Bugünde Suriye’de başarı bir girişim yürütemedik. Beşar Esed’i ordusunu halka karşı kullanmaması konusunda ikna etmeye çalıştım. Ancak maalesef dinlemedi. Suriye’de tek çözüm Suriye Halkının kendi kaderlerini tayin etmesi. Hiç kimsenin Suriye halkına hiçbir şeyi dikte etmeye hakkı yok. Günün sonunda Türkiye ya da herhangi bir ülkenin Suriye konusunda söz hakkı yok. Şuan ihtiyaç duyulan şey orada ulusal bir uzlaşma‘’
Kudüs meselesinin çözülmeden barışın söz konusu olmadığını söyleyen Davutoğlu, ‘’Bölgesel ve devletsel bağlamın çok iyi tanımlanması gerekir. İsrail ile Filistin arasındaki barış, bölgesel barış için önemli. Başbakan Netenyahu da iki devletli çözümü desteklediğini söylüyor. Artık bir sonuç görebilmek istiyoruz. Tünelin sonunu görebilmek istiyoruz. 1967 öncesi sınırları her iki devletinde kabul etmesi gerekir. Kudüs meselesi çözülmeden barış olması söz konusu değildir. Hz. İbrahim geleneğinden gelen bütün kültürlerin barış şehridir Kudüs. Yeni bir barış çerçevesi oluşturmak gerekir. Bölgesel bir vizyon olmadan devletler arası sorunları çözmek mümkün değil‘’ diye konuştu.